Bir Kartal'ın yeniden doğuşu…
Levent Altun

Levent Altun

Levent Altun

Bir Kartal'ın yeniden doğuşu…

19 Ekim 2018 - 08:54

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.    Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. 
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.”


Bu hikayeyi, bir kişisel gelişim kitabında okudum ve gerçekten de çok hoşuma gitti. Bunu sizinle paylaşmak istedim.  
Hepimiz kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Ama bunu çoğumuz yap(a)mayız!
Oysa, bu hikayede anlatıldığı gibi, zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız.
Ancak geçmişin gereksiz safhasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.

 
Bugünkü yazımı kişisel değişime ayırmışken, başarı ve değişim konusunda ‘sağır karınca’ hikayesini de es geçmeyelim!
“Karıncalar bir direğe tırmanma çabası içerisindelermiş. Kim yukarı çıkmayı denese aşağıdaki herkes “Çıkma düşersin…Tırmanma ölürsün..Şimdi düşeceksin kafanı kıracaksın” demişler…
Bu korkuyla herkes tırmanmayı bırakıp geri dönmüş. Bir tanesi bütün haykırışlara rağmen tıkır tıkır çıkmış direğin tepesine.
Zaferle geri indiğinde, bütün karıncalar alkışlar içerisinde sormuş : ”Nasıl başardın ?”
Sağır karınca el yordamı ile yanıtlamış : “Ben sağırım sizi hiç duymadım…”

Sanırım hayatta birçok şeye sağır olmamız ve kulağımızı tıkayarak yürümemiz gerekiyor, ne dersiniz?

YORUMLAR

  • 0 Yorum