Reklam
Ahmet Oğuz

Ahmet Oğuz

Faiz!

21 Ekim 2016 - 11:37

 

Ev almak için faize bulaşıyoruz…

Araba almak için faize bulaşıyoruz…

Borç ödemek için faize başvuruyoruz…

Yatırım yapmak için faize başvuruyoruz…

Tatile gitmek için bile faizsiz yapamıyoruz…

Daha sayamayacağım birçok saçma nedenden dolayı hemen hemen hepimiz faizin kapısını çalıyoruz.

Tabiki hiç kimse bilerek ve isteyerek faize bulaşmıyor.

Bizi dünya ve dolayısıyla ülkemizdeki sistem faize mahkûm bırakıyor.

Cebinde kredi kartı olmayan vatandaş sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır.

Varlığımızı neredeyse faizli kredi ve dolayısıyla borçlanmaya sahibiz…

Aslında bahsetmek istediğim şey, faizin ekonomik zararları değil, mensubu olduğumuz dine verdiği zarar…

Müslüman bir ülke de faizin fütursuzca iliklerimize kadar işlemiş olması manidar değil mi?

Dinimiz gereği faizin günahını hepimiz biliyoruz aslında…

Ama faize bulaşmadan da hayatımızı idame ettiremez duruma geldik.

Faizi aşmak için birey olarak adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum.

Mesela kredi kartlarını kırıp atarak bu adımı gerçekleştirmiş olabiliriz…

Ancak, asıl adımı devlet atmalı ve vatandaşlarını faiz illetinden kurtaracak hamleyi yapmalı.

‘Dünya 5’ten büyük’ diyerek paranın her şey demek olmadığını dünyaya gösteren Sayın Cumhurbaşkanı, faizi hücrelerimizden temizlemeli…

Dün, Kocaeli Şehir Hastaneleri Proje Finansman Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biliyorsunuz benim faiz ile muhabbetim yoktur. Faize düşmanım. Onu bir sömürü aracı olarak görüyorum. Faiz harcamalarının vergi gelirine oranı yüzde 85.7 seviyesinden yüzde 13’e düştü. Bu bize yeterli değil. Bunun daha da düşmesi lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı’nın bu söylemleri faize karşı yeterli olmasa da bir mücadele içerisinde olduğunun ifadeleridir aslında…

Bunlar yeterli mi?

Tabiki hayır…

Devlet yoluyla faizsiz kredi sistemi günümüz şartlarında mümkün gözükmüyor olsa da, faizsiz kredi ve yaşam hakkı bizlere sunulmalı.

Benzer yöntemler geliştirilip, faiz illetinden uzaklaşmaya başlamanın zamanı geldi de geçiyor… 

 

Ev almak için faize bulaşıyoruz…

Araba almak için faize bulaşıyoruz…

Borç ödemek için faize başvuruyoruz…

Yatırım yapmak için faize başvuruyoruz…

Tatile gitmek için bile faizsiz yapamıyoruz…

Daha sayamayacağım birçok saçma nedenden dolayı hemen hemen hepimiz faizin kapısını çalıyoruz.

Tabiki hiç kimse bilerek ve isteyerek faize bulaşmıyor.

Bizi dünya ve dolayısıyla ülkemizdeki sistem faize mahkûm bırakıyor.

Cebinde kredi kartı olmayan vatandaş sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır.

Varlığımızı neredeyse faizli kredi ve dolayısıyla borçlanmaya sahibiz…

Aslında bahsetmek istediğim şey, faizin ekonomik zararları değil, mensubu olduğumuz dine verdiği zarar…

Müslüman bir ülke de faizin fütursuzca iliklerimize kadar işlemiş olması manidar değil mi?

Dinimiz gereği faizin günahını hepimiz biliyoruz aslında…

Ama faize bulaşmadan da hayatımızı idame ettiremez duruma geldik.

Faizi aşmak için birey olarak adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum.

Mesela kredi kartlarını kırıp atarak bu adımı gerçekleştirmiş olabiliriz…

Ancak, asıl adımı devlet atmalı ve vatandaşlarını faiz illetinden kurtaracak hamleyi yapmalı.

‘Dünya 5’ten büyük’ diyerek paranın her şey demek olmadığını dünyaya gösteren Sayın Cumhurbaşkanı, faizi hücrelerimizden temizlemeli…

Dün, Kocaeli Şehir Hastaneleri Proje Finansman Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biliyorsunuz benim faiz ile muhabbetim yoktur. Faize düşmanım. Onu bir sömürü aracı olarak görüyorum. Faiz harcamalarının vergi gelirine oranı yüzde 85.7 seviyesinden yüzde 13’e düştü. Bu bize yeterli değil. Bunun daha da düşmesi lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı’nın bu söylemleri faize karşı yeterli olmasa da bir mücadele içerisinde olduğunun ifadeleridir aslında…

Bunlar yeterli mi?

Tabiki hayır…

Devlet yoluyla faizsiz kredi sistemi günümüz şartlarında mümkün gözükmüyor olsa da, faizsiz kredi ve yaşam hakkı bizlere sunulmalı.

Benzer yöntemler geliştirilip, faiz illetinden uzaklaşmaya başlamanın zamanı geldi de geçiyor… 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum