Aşırıcılar…!
Ahmet Oğuz

Ahmet Oğuz

Aşırıcılar…!

16 Şubat 2017 - 09:18

‘Aşırmak’ argo da çalmak anlamına geliyor.
Yani başkasına ait olan bir şeyi, izni ve rızası olmadan alan kimse…

Birde ‘aşırılık’ var…
Bir öğretiyi çok ileri sınırlarına götüren kimse…
Aşırı düşünceli ya da aşırı düşüncelerden, kanılardan yana olan kimse…

Maalesef bu kelimenin her iki anlamda da manasına uygun kişiler var.
Bu ülkenin başına ne geliyorsa bu iki manayı taşıyan zihniyetten geliyor.
Bunları bir araya getirince ‘aşırıcılar’ kelimesinin uygun olduğunu görüyoruz.
Yani aşıranları da aşırı davrananları da aynı kefeye koyabiliriz…

Aslında ‘ifrat’ ve ‘tefrit’ gibi…
İfrat normalden fazla, tefrit de normalden az demektir.
İfrat ve tefritin ikisi de kötüdür. 
Hak, ortadadır. 
İfrat ve tefriti anlatan Türkçe bir kelime yok. 
Tarifle anlaşılır. Aşırılık denebilir. Tefrit de ifratın zıddıdır. 
Her işte ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak ve vasat yani orta yolu tutmak gerekir. Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı emretmektedir. 

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buhari]
(Aşırı giden helak olur.) [Müslim]
(İşlerin en iyisi vasat olanıdır.) [Deylemi, Beyheki]
(Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni din mağlup eder.) [Nesai]
(İfrat ve tefritten uzak dur, vasatı tercih et; çünkü işlerin en hayırlısı orta olanıdır.) [Beyheki]
(Zenginlikte, fakirlikte orta yolu güzel tutmayan, kullukta da orta yolu güzel tutamaz.) [Bezzar]
(Doğru yolda olun, orta yolu tutun!) [Buharî]
(Her hususta orta yolu tutmak, peygamberliğin yirmi beşte bir parçasıdır.) [Tirmizi]
(İlim amelden efdaldir. Amelin efdali de, orta yolda olmaktır. Allahü teâlânın dini ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sıratı müstakim, yani doğru yoldur.) [Beyhekî]

Demek ki vasat, ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak demektir. 
İslamiyet vasat bir dindir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizi vasat bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]

Hadis-i şeriflerde de yer aldığı gibi ‘aşırılık’ Müslümana yakışan bir yöntem değil.
Şimdi ülkemizin kaderinin yeniden belirleneceği bir süreçteyiz.
Nisan ayında yapılması planlanan referandum ile birlikte ya 100 yıldır yönetildiğimiz gibi yönetileceğiz, ya da yeni bir sistemi deneyeceğiz.
Her iki seçenek için de söz millette yani bizde…

Ama görünen o ki; ‘evet’ ya da ‘hayır’ demek için bile aşırılığı tercih ediyoruz.
Artık aşırılığı bir kenara bırakıp, neden ‘evet’ demeliyiz, ya da neden ‘hayır’ demeliyiz diye düşünüp araştırmanın, öğrenmenin vakti

YORUMLAR

  • 0 Yorum