İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan önemli...
Reklam

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan önemli açıklamalar

Habertürk'te soruları yanıtlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye'nin terörle mücadelede aldığı mesafeyi anlattı. Bakan Soylu, "Kandil'in zamanlaması bizim için önemli. Yakın zamanda bunu göreceksiniz. Ne zaman geleceğimizi niçin söyleyeyim. Türkiye küresel siyaset dengeleri açısından orayı aştı. Biz bir ara 'geliyoruz' dediğimizde kaçtılar. Açık söyleyeyim, Kandil bizim için haptır. Sadece zamanı var. Orada bir PKK kadrosu var. O bizim işimiz" diye konuştu...

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan önemli açıklamalar

Habertürk'te soruları yanıtlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye'nin terörle mücadelede aldığı mesafeyi anlattı. Bakan Soylu, "Kandil'in zamanlaması bizim için önemli. Yakın zamanda bunu göreceksiniz. Ne zaman geleceğimizi niçin söyleyeyim. Türkiye küresel siyaset dengeleri açısından orayı aştı. Biz bir ara 'geliyoruz' dediğimizde kaçtılar. Açık söyleyeyim, Kandil bizim için haptır. Sadece zamanı var. Orada bir PKK kadrosu var. O bizim işimiz" diye konuştu...

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan önemli açıklamalar
27 Nisan 2019 - 11:58

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Habertürk'te Enine Boyuna programında Hülya Hökenek moderatörlüğünde, Habertürk TV Programcısı Veyis Ateş, Habertürk yazarı Sevilay Yılman, Habertürk yazarı Çetiner Çetin, gazeteci Mahmut Övür'ün sorularını yanıtladı.

Gündemle ilgili gelişmeleri değerlendiren İçişleri Bakanı Soylu, Çubuk'ta yaşananlarla ilgili olarak "Orada bir reaksiyon var, provokasyon yok" dedi. Soylu, geçmişten bugüne terörle mücadelede gelinen noktayı şöyle özetledi: "Bu ülkede KCK'nın caddelerde asayiş timi vardı. Kimlik soruyorlardı. Türkiye bugün kendi adına bir noktaya geldi. Şu şehit olan evlatlar orada sahaya basıyorlar, oradan buraya İzmir'e, Antalya'ya bir şey gelmiyor. Dün Türkiye'nin en önemli yerlerinden birinde kimi aldık biliyor musunuz? Biz kendimizden vazgeçmişiz". 

İstanbul seçimleriyle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: "İstanbul seçimleri çok tartışmalı bir seçim oldu. Yıllardan beri seçim takip ediyoruz. Bu seçimin içerisinde bulunduğu şartlar ve sonucu YSK'nın vereceği kararla bağlı değildir. Bu tartışma İstanbul seçmenin üzerinde her daim olacaktır."

Bakan Soylu, İstanbul seçimlerinde hile yapıldığını ifade ederek devamla şunları söyledi: 

"Oy kullandırılırken yönlendirme yapılabilir. Size üç pusula yerine iki pusula verir. Seçmenin yüzde 25-30'u bunu farketmeden, siz de bilirsiniz ki ben her seçimde yanlış basmayayım diye heyecanlanırım. İnsanın giyimine, kuşamına, eğer o mahalledeysen görüşüne göre yapabilirsin. İlçe belediyelerinde bir şey yapamayacağın için büyükşehir pusulasanı vermiyorsun. Herkes sandık kurulu başkanına itibar eder. İkincisi, sandıklar açıldı, oylar tasnif edilirken burada hileler yapılabilir. Bu herkesin gözü önünde olabilir. Üç, oy okunurken çetele tutulur. İki kişi oturur, kontrollü olsun diye her partiye çizik atar. Kutuları işaretler. Diyelim ki AK Parti 200 aldı, CHP 120 aldı vs. Bu buradan sandık sonuç tutanağına geçer. Hile burada. Bu hileyi biz yemişiz."

Kamuoyunda yoğun tartışma konusu olan Rabia Naz vakası ile ilgili görüşlerini paylaşan Bakan Soylu, konuyla ilgili olarak ilk kez Habertürk'te açıklayacağını söyleyerek şunları anlattı: "Babasıyla kaç defa görüştüm. Birisi bana dedi ki, orada hatırlı bir kişi sayesinde bu çocuk öldü. Bu çocuğun ölümünü sizin emniyet teşkilatı dahil olmak üzere işbirliği yaparak o çocuğun ölümünü düşme olarak gösterildi. Ben müfettiş görevlendirdim. Hem mülkiye hem de polis müfettişi. Bunu ilk kez söylüyorum kamuoyunda. Defalarca gittiler. Vallahi bir şey bulamadık. Eğer öyle bir şey olsaydı hemen görevden alacaktım. Ortada adli tıp da dahil olmak üzere böyle bir şey bulamadık. Bulsak amenna ve saddakna!
 

Bakan Soylu'nun açıklamalarından satırbaşları:

HÜLYA HÖKENEK: Şehit cenazesinde CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve CHP'lilere yönelik saldırı oldu. Saldırılardan sonra sayın Bakan sizin de açıklamalarınız oldu. CHP'lilerin de açıklamaları oldu. CHP Grup Başkan vekili Engin Özkoç suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Sizin de bir açıklamanız oldu. CHP kanadına göre olayın organize olduğu yönde açıklamalar yapılıyor. CHP sizin şahsınız hakkında suç duyurusunda bulundu. Gelişmeleri anlatabilir misiniz?

SÜLEYMAN SOYLU: Memleketin hangi köşesinde bir olay olursa ben insani olarak buna üzülürüm. Tabii herkesin kendi mesleğine ait refleksleri var. Yaklaşık 2,4 yıldır sayın Cumhurbaşkanımızın iradesiyle İçişleri Bakanı olarak görevlendirildim. Gece 3,5'tan önce yatmadım. Mantığım 'ben herkesi uyutuyum sonra yatayım' şeklindeydi. Sabah kalktığımda ilk baktığım günlük trafik raporudur. Kaç kişinin öldüğüne bakıyorum, kazaların nerede olduğuna bakıyorum. Bir taraftan bu, bir taraftan göçmen meselesinde ne yaptığımız. Diğer taraftan dün İstanbul'da yaşadığımız, kadına şiddetten tutun, cinsel tacize kadar her mesele. Benim bulunduğum yer duyarlı olursanız, eğer sadece bir iş sevdalısı değil aynı zamanda meselelerin çözümüne yönelik duyarlı olursanız yapabileceğiniz bir yerdir. Burası iğneli fıçıdır. İçişleri Bakanlığı birçok insanın FETÖ münasebetiyle işinden ayrılmasına vesile oldu. PKK terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Birçok sivil toplum örgütünü PKK ile işbirliğinde olduğu için kapattık. Bir taraftan Türkiye'nin hırsızlığı azalmasıyla ilgili bir taraftan uyuşturucu ile mücadele yapıyorsunuz. İçişleri Bakanlığım döneminde 40 bine yakın uyuşturucu satıcısı hapse girdi.

 

BİZİM İKİ ŞAPKAMIZ VAR: DEVLET GÖREVİ VE SİYASETÇİLİK

Okullardaki güvenlik, insanların evden işe gitmesi, haftasonu futbol müsabakaları sizin işiniz. Bütün bunlarla ciddi konsantrasyon ortaya koymalısınız. İşinizi yaptıktan sonra tevekkül etmelisiniz, 'Allah yardımcı ol' diye. Birçok şehit cenazesine gidiyoruz. Çok şehit ailesiyle karşı karşıya kalan, gazilerimizle karşı karşıya kalan insanlardan birisiyim. Şehit cenazesinde reaksiyon olabilir. Esnafa girdiğinizde de bir reaksiyonla karşılaşabilirsiniz. Kimin ayağına bastığını bilmiyoruz ki? İçeriye selamün aleyküm diyor giriyorsunuz, belki FETÖ'den atılmış birisiyiz. Bir taraftan devletin verdiği görevi bir taraftan siyaset şapkasıyla yürütmek zorundayız.

VEYİS ATEŞ: Karşılaştınız mı efendim?

SOYLU: Çok. Senin burada işin yok dedi, peki eyvallah dedik. Sizden negatif enerji aldığınızı anlamak durumdasınız. Allah rahmet eylesin Yıldırım Aktuna, sağlık bakanıydı. 'Bazı tipler vardır sana yan bakar, onlara bulaşmadan gidiver' demişti. Burada Çubuk'ta 4 tane şehit vermişiz. İklime bakmak lazım. Her seçim sonrası kendine ait bir tortu bırakır. Büyük mücadeleden geçiyorsunuz. Kazananlar, kaybedenler var. El sıkışacaklmar mı, sıkışmayacaklar mı? Ama bir başka şey var. Türkiye'de ilk kez bloklar son 2 seçimdir bu kadar net.

"BEN YANGIN SÖNDÜRÜCÜ DEĞİLİM, HER ŞEYİ DÜŞÜNÜYORUM"

Çubuk olayını tam da bunun üzerinden düşünmek lazım. Rahmetli Demirel'e, Ecevit'e başka siyasetçilere Mesut Yılmaz'a da oldu. Birçok siyasetçi, bakan, milletvekili, belediye başkanı düzeyde oldu. Tabii bunu normalleştirmez. Burada şehit cenazesi var. Öncelikle sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı. Ben de hassasiyeti gösteririm. Gittiğimiz yer şehit cenazesiyse orayı rahatsız etmememiz lazım. Ben beş altı kez bu hassasiyetin içerisinde oldum, gitsem mi, gitmesem mi. 'Başınız sağolsun' diyoruz, 'Bu son olsun' diyorlar sert bir şekilde. Ne diyebilirim ki, buradaki duyguların bir kısmı kontrol edilebilir, bir kısmı kontrol edilemez. CHP'nin burada seçim öncesi, 24 Haziran'da da çok açık bir şekilde HDP ile siyasal ilişkisi olduğu net belli. Bu çocuklar Çukurca'da sınırlarımızı korumak üzere oradaydılar ve PKK bunları şehit etti. İçişleri Bakanı olarak 'gitmesin kardeşim' demeyi kendime yediremem.

SEVİLAY YILMAN: CHP'lilerin şehit cenazelerine alınmasın diye talimat versin, dediniz.

SOYLU: Tam da bu iş için söyledim. Ben itfaiyeci değilim. Benim görevim sadece bulunduğum yerde sabahtan akşama kadar bir görevi ifa etmek değil. Ben yazı memuru değilim. Ben bütün hepsini düşünmek zorundayım. 24 Haziran'da her CHP'li, Kılıçdaroğlu ve takımı şunu söylemedi mi, 'Bir oyunuzu CHP'ye bir oyunuzu HDP'ye verin' dedi. Ben bu tabloyu gördüm. Ben 3,5 yıl İstanbul il başkanlığını yaptım. Bunların, il başkanlarının, şehit cenazelerine, protokol olarak girmemeleri gerektiğini valilere tedbir olarak söyledim. Daha sonra Hande Fırat sordu, 'iklim yumuşadı istedikleri yere gidebilirler' dedim. CHP-HDP işbirliğini hem siyaseten onaylamadığımı hem de bu tedbiri almak zorunda olduğumu söyledim. Geçen İmamoğlu ile ilgili aynı şeyi söyledim. Beşiktaş maçına gitti. Sayın Cumhurbaşkanımıza oralarda hakaret edildi. Fenerbahçe maçını izlerken, istihbaratım bana şunu söyledi; sosyal medyada bu FETÖ'cünün burada ne işi var dediler, mazbata meselesini gündeme getirdiler. Ben de sayın Ali Koça'a 'burada bir problem olabilir. Siz ev sahibisiniz' dedim.

Bu tip olayların bir şekilde kendine ait iyi yönetilmesini temin edebilmek için. HDP'nin Ankara'da yaptığı kongreye ben müdahale ettim. Neden? Bir güvenlik temini için müdahale ettim. Onların bilgisi dahilinde. İşin bir arka  perdesi var. Ben bunun iklimini İçişleri Bakanı olarak düşünmek zorundayım. Bir cinsel taciz söz konusuysa orada yakalanan kişinin ilçede karakola alınmamasına kadar müdahale etmek zorundayım. O ilçede o kişi karakola alınırsa insanlar oraya yıkılır ve toplumsal hadise meydana gelir. Bu tip toplumsal olayların tamamında devreye girerim. Ankara'daki cenazede girdiğim gibi. Aysel Tuğluk olayında olduğu gibi. Kalktım oraya gittim. Bir İçişleri Bakanı nasıl mezarlığa gider? Anında müdahale edemezsiniz, toplumsal olaylar beklemediğiniz noktaya itilir. Ali Koç'a 'rica ederseniz, böyle bir mesele olduğunu' dedi. O da dedi ki, 'Sizin isminizi verebilir miyim' dedi. Ben de 'memnuniyetle' dedim. 'Benim sizden istirhamım bir daha rica edin' dedim. 'Bakan beni arasın' demiş. Ben de Ali Koç'a, 'Üzerimizdeki sorumluluğu attık, tedbirlerinizi siz de biz de arttıralım' dedim.

"HDP PKK'NIN SİYASİ KOLUDUR! PKK A DEMEDEN HDP A DİYEMEZ"

SEVİLAY YILMAN: Buradaki olay kollektif. Mesut Yılmaz'a, Süleyman Demirel'e, Taner Yıldız'a atılan yumruk gibi.

SOYLU: Ben her olayın iklimi ayrıdır dedim.

YILMAN: Evin etrafındaki o kollektif öfke ve içeride ana muhalefet liderinin deliler gibi öldürülme, linç edilme isteği. Allah korusun iyi ki Hulusi Bey oradaydı. İyi ki emniyet müdürleri devreye girdi. Allah korudu. O insanlar o öfkeye nasıl o hale getirildiler. Siyasetçi olarak söylemleriniz, ifadeleriniz, CHP'lilerin HDP ve dolayısıyla PKK ile işbirliği, terörden CHP'den sorumlu olduğu söylemleriniz etkili olduğunu düşünüyor musunuz?  Fazla ileri gittik, siyasete fazla kaptırdık kendimizi diyor musunuz?

ÇETİNER ÇETİN: Seçim süresince bir bloklaşma oluştu. Büyük kentlerde HDP seçmeninin CHP ve İYİ Parti'ye oy kullandığını gördük. Sert söylemler geldi. CHP'den de geçmişte Habur'da çözüm sürecine dönük söylemleri var. Bundan FETÖ ve PKK faydalanıyor. Nasıl bir çıkış yolu bulacağız?

SOYLU: Biz devleti idare ediyoruz, ülkeyi yönetiyoruz. Elimizde hem yaptığımız işin sonuçlarına yönelik, hem etrafımızdaki coğrafyaya yönelik hem bilgilerimiz var hem sonuçlarımız var. Biz ana muhalefet partisi değiliz. İnsanlar toleranslı olmalı tabii. Kemal Kılıçdaroğlu hemen oradan sonra kendisini protesto edenlere, kendisine Artvin'de saldıranlarla iş tuttu, şu anda Apo'nun tecridini bitirmek için eylem yapanlara bizim tolerans göstermemizi istiyorsunuz. Hepimizin evlatları var. HDP, PKK'nın siyasi koludur. PKK a demeden HDP a diyemez.

"MANTAR TABANCASI PATLASA İÇİŞLERİ BAKANI OLARAK ÜZÜLÜRÜM"

Ben siyasetin hesabını yapsaydım daha farklı bir noktaya giderdik. Bir terör örgütüne karşı bir ülkeyi muhafaza etmenin hesabını yapıyoruz. Terörle mücadele tarihinde ilk kez bu noktaya geldik. Sizin söylediğiniz öfke bu seçimin hemen akabinde oluşan ve seçimle beraber enerji boşalmıştır, o enerjinin üzerinde tepinmemek lazımdır. Sayın Cumhurbaşkanımız ne dedi, 'kızgın demiri soğutma günüdür' dedi. Ben bu olayın olmasıyla ilgili üzüldüğümü söyledim. İki taraftan üzülüyorum. Mantar tabancası patlasa ben İçişleri Bakanı olarak üzülürüm.

"BİR TEK HDP'LİDEN PKK'YA REDDİYE DUYULDU MU?"

Ben bugün varım, yarın yokum. İmamoğlu'nun söylediği şudur, 'Selahattin Demirtaş'ın siyaset çizgisini beğeniyorum. O kadar uzlaşmacı,barışçı bir çizgi ortaya koydu' dedi. Bu millet geçmişteki olayları unuttu mu? Türkiye bir tehditle karşı karşıya olduğunu söylemek zorundayım. Bu Türk siyasi tarihinde bir kırılmadır. Aynı hatayı SHP yaptı. SHP'nin bitişi bundan. Aynı şekilde halk CHP'yi affetmez.

MAHMUT ÖVÜR: Bu bloklarda şöyle bir sorun var. PKK ile ilişkili bir parti var CHP de onu makulleştiriyor. HDP legal parti ve Meclis'te. Bunu siyasetin çözmesi gerekmiyor mu? Madem ki 'kızgın demiri soğutmak' söylemi belki de fırsat olur.

SOYLU: Adam terörist, elinde silah var, iddiası var, uyuşturucu, insan kaçakçılığı silahı yapıyor. Milyonlarca dolar topluyor. Bununla beraber nasıl bir siyasal uzlaşma içerisine gireceksiniz. Doğu ve Güneydoğu'da CHP yok biz varız. Biz eklektik değiliz. Orada tam da organik bir şekilde varız. GÜneydoğu Anadolu'nun siyasetini CHP temsil edebiliyor mu? Çok gelişmiş dediğimiz Avrupa bu siyasete ne diyor? Neden kapandı Batasuna? Bir tek HDP'liden bugüne kadar PKK'ya ait bir reddiye kimse duydu mu?



 

"KILIÇDAROĞLU KORUMALARININ NE İŞ YAPTIĞINA BİR BAKSIN"

ATEŞ: O gün kaç koruması vardı sayın Kılıçdaroğlu'nun?

SOYLU: Kemal Kılıçdaroğlu'nun oraya gitmesi risk olabilir. Gece saat 23.00 civarı aramışlar bu cenaze nerede diye. Siz gidecek misiniz? diye sormuşlar, böyle bir kararımız yok demişler. Saat 10.03'de aramışlar sabah. Cenaze aile isteğiyle köye alınmış. Biz şehit aileleri ne isterse yaparız. Genel prensip budur. Bizim işimize şehir merkezleri gelir. Çünkü köyün yolları bunu kaldıracak durumda olmayabilir. Arabanın çıkması, gidebilmesi zordur. Karar veriyorlar ama haber vermiyorlar. Önce 2 tane eleman çıkarıyorlar gidip baksınlar diye.CHP milletvekillerin ifadelerinde de var.

ÖVÜR: CHP ilçe başkanı da var mı?

SOYLU: O daha sonra geliyor. Onun üzerinde duracağız. O başka bir konu. Kılıçdaroğlu korumalarının ne iş yaptığına bir baksın. O korumalar bana bağlı. Koruma işiyle mi ilgileniyorlar, yoksa başka işle mi ilgileniyorlar, bir baksın. Yarın o gün müfettişlerimiz girecek. Ben bunun hesabını sorarım. Öyle adam koruyarak, adamcılık yaparak bu işler devlet işi ciddi işlerdir. Bir korumanın işi koruma olması lazım. Bir baksınlar. Orada haber verdik dediler, hayır haber yok. Biz gerekli tedbirleri almışız zaten. Bir bölük komando jandarma var. Terör timlerimiz, trafik timlerimiz var. Aynı zamanda özel harekatçılar var. Genelkurmay Başkanı orada. Onun güvenlik zaafiyeti yok da, Milli Savunma Bakanı orada onun güvenlik zaafiyeti yok da, sayın Kılıçdaroğlu'nun neden koruma zaafiyeti olsun. Muhtara haber verdik dedi, muhtar çıktı açıklama yaptı.

 

"PROVOKASYON YOK TAMAMEN DOĞAL BİR REAKSİYON VAR"

Kaymakam 'benim Kılıçdaroğlu'nun geleceğinden haberim yoktu' diyor. Olayı şuraya götürmek istiyorlar. 'Burada bize karşı organize bir eylem oldu, bize karşı bir eylem oldu'. Taşlardan, sopalardan bahsediyorlar. 'Dışarıdan gelen adamlardan bahsediyorlar. 28 kişiyle ilgili şikayette bulundular. 22'si Akkuzulu köyünden. Biz toplam 37 kişiyi tespit ettik. Toplam 61 kişi yapıyor. 61 kişinin 2 kişisi Çubuk'tan, o da köyle akrabalık ilişkisi var, 2 kişi İmamhüseyin köyünden. Bu nasıl dışarıdan bir organizasyon. Provokasyon orada değil provokasyon o olaydan sonra yapmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız. Orada ilk reaksiyon olduktan sonra, il jandarma komutanı Ünsal Paşa orada. Hepsi dağlardan gelen adamlar. İl emniyet müdürü, emniyet genel müdürü, genelkurmay başkanı orada. Kendi korumaları dahil olmak üzere attığı adımların tamamı bu işin tekniğine aykırıdır. Bir genel müfettiş görevlendirdik. Temel zaafiyet varsa bütün bunlara yukarıdan aşağıya bakacaklar. Dışarıdan bir provokasyon söz konusu değil. Bu tamamen orada gerçekleşen doğal bir reaksiyondur.

"SAYIN KILIÇDAROĞLU CENAZEDE O AÇIĞINI KAPATMAK İSTEDİ"

YILMAN: Önceden bir hazırlık olduğuna inanmıyorum. Kollektif bir öfke patlaması sözkonusu orada.

SOYLU: Bir siyasetçi yalan söylerse bir daha toplumun yüzüne çıkabilir mi? Kılıçdaroğlu yürürken 'ailenin de, muhtarın da haberini var' dedi. Bu lafın bittiği yer.

ATEŞ: Bir güvenlik zaafiyeti olduğuna...

SOYLU: TOMA niye yok deniliyor. Şehit cenazesine TOMA gider mi? Birileri gaz sıkın diyor. Orada gaz ve su sıkılsaydı esas felaket o zaman başlardı. Ben hemen kaymakama ulaştım. Ünsal Paşa ve il emniyet müdürümüzle sürekli olarak telefon teması ortaya koydum. Sonra beni CHP Genel Başkanı Faik Öztrak aradı. 'Şu anda evdeler, yol tek taraflı olduğu için arkadaşlar güvenli bir şekilde çıkarmak istiyorlar' dedi.

YILMAN: Emniyet Genel Müdürü, jandarmanın hatası dedi.

SOYLU: Dün tekzip etti, ben böyle bir değerlendirme yapmadım dedi. Bir eksikliği varsa vardır derim. Gerekli tedbiri almış. Kılıçdaroğlu şöyle zannetti. Ankara'da Akseki Camii'nde cenazelere gidiyoruz, orada protokol işler. Anadolu'da hiçbir camide protokol işlemez. Burada mesele arabaya giderken oldu. Orada temel hata eve götürülmesi. Eğer bakanlarla birlikte köy konağına gitmiş olsalardı hiçbir problem olmazdı. Sadece bir protesto ile karşı karşıya kalınırdı.

ATEŞ: Sayın Kılıçdaroğlu cenazeye katılmasaydı böyle bir şey olmaz mıydı?

SOYLU: Ben en son Bergama'da Tarım Orman Bakanı, ben, CHP'liler oradaydık. Ama mesele şu, başat aktörsin, 40 yıldır Türkiye'nin canına okuyan bir terör örgütünün uzantılarıyla işbirliği yapıyorsun.

ÖVÜR: Kılıçdaroğlu'nun oraya gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

SOYLU: Belki niyet okumak olacak. Şimdi 'Ben İstanbul, Ankara'yı aldım' Bir açığım var, bu güçle bunu aşmak isterim, şehit cenazesine gideyim, 'burada da varım' gibi pragmatik bir yaklaşımdır. Benim okumam odur.

"SEN TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİYASİ KOLUYLA İŞBİRLİĞİ YAPIYORSUN"

YILMAN: Ömer Çelik hemen Osman Sarıgün'le ilgili açıklama yaptı. İhraç istemiyle disipline sevkedildi. Sonra ifadesi alındı, tutuklandı dendi. Sonrası o fotoğraf, elinin öpülmesi, AK Parti Etimesgut Belediye Başkan adayının gidip sahip çıkması, kahramanımız diye piarının yapılması...

SOYLU: Herkesin kendine ait bir tutumu var. Oradaki insanların tutumu var. O elini niye öpmüş, akrabası mıdır, yeğeni midir bilemeyiz.

ATEŞ: Öpülesi el diye öpüyor...

SOYLU: Öyle midir bilmiyorum. Neticede şunu isterdim. Böyle bir olay hiç olmasın. Önümüzde 4,5 yıl var. Bunun hesabını yapmak zorundayız. Bütün büyük meselelerimizin aşılacağı 4,5 yıllık zaman dilimi var. CHP yöneticilerin mal bulmuş mağribi gibi buna sarılmaları. Aynı zamanda oradaki insanları, bu reaksiyon olabilir illa terörist değil. Yapılanın tasvip edilmediğini herkes söyledi. Yapılanları terörist demek de yanlış. Onun için çıkıp 'bana saldıranlar kimlerse PKK'nın Artvin'de yaptığı aynıdır' diye özdeşleştirdiğin zaman, sen terör örgütünün siyasi koluyla işbirliği yapıyorsun. Biz seni bu doğru bir şey değildir diye eleştiriyoruz. Türkiye ilk kez terör konusunda bu kadar üstün bir duruma geldi. İstanbul'da ne kadardır patlama sesi duymuyorsunuz?

DÜN TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ YERİNDEN BİRİNİ ALDIK BİLİYOR MUSUNUZ?

Bu ülkede KCK'nın caddelerde asayiş timi vardı. Kimlik soruyorlardı. Türkiye bugün kendi adına bir noktaya geldi. Şu şehit olan evlatlar orada sahaya basıyorlar, oradan buraya İzmir'e, Antalya'ya bir şey gelmiyor. Dün Türkiye'nin en önemli yerlerinden birinde kimi aldık biliyor musunuz? Biz kendimizden vazgeçmişiz. Bağırıyoruz, ne olursunuz yapmayın bunu. Saadet Partisi ne yaptı? Hepinizin siyasal tecrübesi var burada. Erbakan siyasi postunu nereye kurdu? Doğu ve Güneydoğu'ya kurdu. PKK diye bir terör örgütü çıktı, siyaseti de yönetmek isteyen bir organizasyon çıktı. Doğu ve Güneydoğu bizim Türkiye'nin en muhafazakar alanıdır. Medreseleriyle, insanların yaşantılarıyla. PKK'nın dini yoktur ve dinsiz bir örgüttür. Erbakan da bu mücadeleyi orada başlatalım dedi. Orada şeyhlerle, şıhlarla, dervişlerle, aşiretlerle görüşerek devletin yaptığı terörle mücadeleye muhafazakar aks koydu. Döndü İstanbul'da bunun faydasını gördü. Şimdi Şanlıurfa'da aday koydu, PKK adayını çekti. Bu millet enayi mi? Adıyaman'da PKK adayını çekti.

ÇETİNER: CHP'nin HDP'nin dışında doğrudan PKK'nın şehir yapılanmasıyla ilişkisine rastladınız mı?

SOYLU: Yok ama DHKP-C ile ilişkisine rastladım. Bunu Meclis'te söyledim. Çağırdık dedik ki, 'Bunlara yüz vermeyin' dedik. Hakikaten bazı milletvekilleri buna dikkat etmeye özen gösterdi.

"DAĞA GİDEN ÇOCUĞA 'KARDEŞİN BELEDİYE GİRECEK' DİYORLAR"

ATEŞ: Bir tarafta anayasal zeminde legal meşru parti HDP.Bir tarafta ona oy verenler. Bir tarafta terörle mücadelede açıktır ki HDP ile PKK'yı birbirinden ayıramayız. Nedim Şener'in şöyle bir önerisi oluyor. FETÖ ve PKK terör örgütüdür demeden müsaade edilmesin parti kurulmasına diyor. Konu için radikal bir öneri gibi gelebilir. Ortada bir parti de olmasın, seçmen de olmasın, milletvekili de olmasın.

SOYLU: Mahmut Bey de onu sordu.

ÖVÜR: AB, Venedik kriterleri, şiddet ilişkisi, bunu CHP'yle paylaşmıyor musunuz?

SOYLU: CHP'nin anayasa profesörleri var. Bunu en iyi onlar biliyorlar. Tayyip Erdoğan düşmanlığı, nefreti öylebir noktaya gelmiş ki, geçmişte savundukları Avrupa sosyal demokrasisi, Venedik kriterleri, yani şiddeti dışlayan kriterleri, AİHM kriterleri. Avrupa'nın hiçbir yerinde HDP gibi bir partiye siyaset hakkı vermezler. Hadi Alman devleti desin 'Şu partinin PKK ile ilişkisi var'. Bakalım yaşıyor mu, yaşamıyor mu? Bize kızdılar, Almanya vatandaşlıktan çıkarıyor. Teröre karşı bütün ülkeler, gelişmiş ülkelerin hepsinde aynı reaksiyonlar sözkonusu. Belediyeler, Doğu ve Günedoğu'da. PKK belediyeleri, şimdilerde de yapmaya başladılar. 2014 yılında PKK'ya 5 bin 550 kişi katıldı. Şu ana kadar 27 kişi. HDP ilçe binasına gidiyor, Bağlar ilçe binasına gidiyor. Belediyeler festival düzenliyor. Bir masa var. Orada getiriyorlar, üniversitelerde ayarlıyorlar. Orada kulağına şunu söylüyorlar 'Sen dağa gidiyorsun kardeşin de belediyede işe girecekler' Gelin Ankara'ya 14 yaşındaki çocukların ifadelerini göstereyim. Belediye başkanı sıfatıyla Avrupa'ya gidecek, hepimize sövecek, biz diyeceğiz ki 'bunlar meşru olarak bu hareketlere devam etsinler'. O zaman niye siyaset yapıyoruz? Niye demokrasi diyoruz?

CHP ŞU ANDA OLUŞTURDUĞU İKLİMİ 1960 DARBESİNDE OLUŞTURDU

SOYLU: Bir siyasi parti bunları şımartırsa, o siyasi parti Türkiye'nin ana muhalefet partisi olursa, dünyayla ilişkisi olursa o da şemsiyenin altında kendini muhafaza eder. Burada CHP'nin PKK'yla direk bir ilişkisi olduğu konusunda bir istihbari bilgim, değerlendirmemi bulmuş değilim. Ama terör örgütü dağda ne söylüyor, Murat Karayılan, Cemil Bayık'a kadar. 'Kürdistani partiler' ne demektir? Seçim öncesi Kürdistan ne demektir? Bunu söyleyenin kabahati yok, ben bunu faş edince kabahatliyim. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu söyleyince kabahatli. Ben CHP zihniyetinin iyi bir tahlilcisiyim. Bu işin üstadlarından biri olduğunu söyleyeyim. Şu anda oluşturduğu iklimi 1961'de iyi oluşturdu. İklim oluşturmayı iyi bilirler. Yalan ve dolan üzerinden iklim oluşturmayı iyi biliyor. Aynı şeyi 1960 darbesine giderken 'Menderes altın kaçırıyor' diyerek nefret ettirdiler. Yapmamız gereken topluma dürüst olmaktır.

"BİR KISIM BÖYLE OLMASAYDI DİYOR BİR KISIM KÖR KÜTÜK OY VERİYOR"

ATEŞ: Levent Gök, 'ben bir gün önceden Çubuk Kaymakamına haber verdim' demiş.

SOYLU: Levent Gök'e kimse bir şey demez zaten. Ama burada HDP ile iş tutmuş bir genel başkan var.

ÇETİN: HDP'nin bulunduğu şartları çok net ortaya koydunuz. Hakkari, Şırnak, Diyarbakır'da PKK'nın mahkeme kurmasının yolunu açtı. Terörle mücadele topyekün yapılan bir şey. Öyle gözüküyor ki, topyekün mücadelede eksik olan bir şey var. Olan biteni toplumun önüne koyabilmek açısından bir eksiklik olduğu ortaya çıkıyor. Bundan sonra nasıl bir yol izlenmesi gerekiyor.

YILMAN: 24 Haziran'dan yola çıkarak söylüyorum 5 milyona yakın HDP seçmeni var. HDP, PKK'nın siyasi uzantısı olmadığını maalesef ortaya koyamıyor. PKK ile arasında çizgi çekemiyor. Bütün bunlara rağmen bu kadar insan, 5 küsur milyon insan hala bu partiye destek veriyorsa, çözüm ne?

SOYLU: Ayıramadığınız şey şu. Bunu tespit için söylüyorum. HDP'nin tek ayaklı seçmeni yok. İki ayaklı seçmeni var. HDP'li var CHP'ye oy vermek istemiyor. HDP'li var MHP'ye oy vermek istemiyor. HDP'li var AK Parti'ye oy vermek istemiyor. Bir kısım iktidar muhalifi, protest, Kürt ve AK Parti'den hoşlanmıyor. Örneğin Diyarbakır'ın merkezinde 150 metre 220 metre karelik çok lüks dairelerde oturup, o şehrin bütün ve Türkiye'nin bütün gelişmişlik kategorisinden istifade eden, PKK'yı uzaktan bakıp 'keşke olmasaydı' deyip HDP'ye oy verenler var. Bir de PKK'lı olup oy veren var. Birisi protest, iktidar muhalifi birisi de kör kütük PKK ne talimat verirse o anlayışı ortaya koyuyor. Görüldü ki, eğer hizmet yapılırsa, insanlara uzanılırsa. Mesela Ağrı ve Şırnak, Bitlis örneği var. İyi adamları koyduğunuz zaman, uzun erimli hizmeti götürdüğün zaman, o insanlara dokunduğunda, Ben Çukurca'ya gittim. Çukurca'daki ana okulu İstanbul'un birçok yerinde yoktur.

"DOĞU VE GÜNEYDOĞU'DA TAMAMINDA TEKSTİLCİLER YATIRIM YAPACAK"

Bunları bir şekilde ayırmak lazım diye düşünüyorum. Bazen bunu ayıramıyoruz. Ben burada bir çözümsüzlük görmüyorum. Tam da iyi noktaya doğru meselenin gittiğini net görüyorum. Ağrı'da 10 bin kadın Eylül-Ekim ayında tekstil sektöründe çalışmış olacak. Huzur geliyor. Nike Ağrı'da Ortadoğu üretimini gerçekleştirecek. Sadece onlar değil öyle uluslararası tekstilciler gelecek ki Doğu ve Güneydoğu'nun tamamına yönelik istihdam alanı açacak. Bir taraftan çocukların bilgisayarla ilgili haşır neşir olması için bütün okullarda seferberlik olmuş. Bir anne bunları görünce ne düşünür, kızının, oğlunun geleceğini düşünür. Huzur, yatırım, PKK tasfiye olduğu andan itibaren. Orada birçok ilde özel kolejler var. Birçok kısmını gidip kendim açtım. Oralar bizim inanç merkezlerimiz. Doğa turizmi söz konusu.

ÖVÜR: Bizim tatıştığımız şiddet karşısında siyasetin duruşu. Ben İspanya konusunda çok çaba harcadım. Çok ciddi bir siyasi parti işbirliği var. Merkez sağdaki halkçı parti ile sosyalist partinin işbirliği olmadan ETA meselesi çözülemedi. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. CHP Erdoğan düşmanlığından, sıkışmışlığından böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor. Türkiye İttifakı'yla bu kapı açılabilir mi? İşin bir tarafı bu. İkinci tarafı sivil toplumun tepki göstermesi. ETA özür dileyene kadar sivil toplum ciddi tepki gösterdi.

SOYLU: Türkiye sınıf atlıyor. 12 bin dolar seviyesine geldik. Orta üstten üst gelir seviyesine geçmeye çalıştığımız andan itibaren başımıza gelmedik şey gelmedi. Türkiye'yi hiç rahat bırakmadılar. Bu konuda Sayın Erdoğan'ın gayretleri ortada. Gezi, 17-25, 6-7 Ekim. HDP niye yaksın yıksın? Derdi ne? Niye çukur açsın? Niye özerk bilmem ne diye afedersiniz sapıkça bir şey ortaya koysun. Meclis'e girmişsen sen niye böyle bir değerlendirme yapasın. Bunu akılla izah edemeyeceğimiz taraflar var. Oradaki Kürt kardeşlerimize, vatandaşlarımıza yönelik hayat standartlarını bir noktaya getirebilmek, terör örgütünü tasfiye edebilmek. Terör örgütünün vesayeti bizim üzerimizde değil Kürt kardeşlerimizin üzerinde.

"TERÖRÜN BELEDİYE İLE İLİŞKİSİNİ GÖRÜRSEK NEFES ALDIRMAYIZ"

Son 2-2,5 yılda görevim icabı Doğu ve Güneydoğu'ya çok gittim. Bana diyorlar ki 'çok sert konuşuyorsun'. Ben Kürt kardeşlerime mi sert konuştum, PKK'ya konuşacağım tabi. Eğer o iklimi orada yakalasınlar bir tek yatırımın oraya gelmesine müsaade etmezler. Niye kafamızı bir daha duvara vuralım. Ben bunu siyasetçi olarak değil vatandaş olarak söylüyorum. CHP burada yanlış yaptı. Biz de 6-7 puan için yapabilirdik. Niye yapmadık? Şimdi Güneydoğu ve Doğu'da seçilen belediyelerimiz Batı'daki belediyelerimizden çok daha iyi iş yapmak zorundalar. Büyük bir imtihan vermek zorundalar. Ben Ağrı'ya gittiğimde vatandaşın gözünden anladım. Bana başka bir gözle bakıyorladı. El sallıyorlardı. Savcı Sayan sahaya çıktığı andan itibaren muhteşem birisi oldu.

ATEŞ: Kayyum belediyeciliğini yerinde gören bir gazeteci olarak. İstanbul, Ankara, Bursa'daki vatandaşımızın katkısıyla Cizre, Mardin yeni baştan inşa edildi. Oradaki kaymakamların valilerin haklarını hakikaten ödeyemeyiz. Dehşet hizmet yapmışlar. Şimdi tekrar HDP mantalitesi devreye girecekse. Burada yaratılan konfor, imarın elden gitmemesi için ekstra bir hassasiyet gösteriliyor mu? Bu batıda yaşanan insanların sadece maddi değil manevi şekilde içini cızlatacak.

SOYLU: Terörün belediyeyle ilişkisini gördüğümüz an nefes aldırmayız. De javu yaşayamayız. Herkes bedel ödedi. Hepimiz bedel ödedi. Böyle bir şeye imkan verilemez. Bunun hesabını bu millete veremeyiz.

"DÜNYA KAYYUM SİSTEMİNE SESİNİ ÇIKARMADI BİLİYOR MUSUNUZ?"

HÖKENEK: İçişleri Bakanlığı direk dokunmak durumunda kalıyorsunuz kayyum belediyeciliği ile. Seçim sonuçlarına bakıldığında ne değerlendiriyorsunuz? Kayyum belediyeciliğin dışında devlet ile vatandaş arasında doku.

SOYLU: Kayyum belediyeciliği Tayyip  Erdoğan felsefeseydi. Sayın Cumhurbaşkanımız bazen en yakınları bazen bizler tarafından anlaşılamıyor. Her demokratik adamın böyle bir felsefesi vardır. Terörün içerisinde yönettiği bir belediyeyi , 20 yaşında birisi geliyor diyor ki, atanmış adama 'benim' diyor. Buna sayın Cumhurbaşkanı defalarca 'bu yanlıştır, hukukun bize verdiği imkanları değerlendirelim' dedi. Dünya bizi kayyum konusunda hiç eleştirmedi biliyor musunuz? Çünkü onlar da gördüler tabloyu. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu felsefesi oradaki görev alan arkadaşlara ciddi bir şekilde güç verdi. Bütün arkadaşlarımız bu meseleyi sahiplendik.

YILMAN: Van'a gittim. O kadar başarılı çalışmalar vardı ki. Gece yarısı sokakta yürüdük. Sonuç yine HDP'den yana oldu. Bu paradoks değil mi?

SOYLU: Oylar artıyor. Devleti vatandaştan ayırmaya çalışanın önüne geçiyorsunuz.

ÇETİN: Biraz zaman alacak. PKK'nın baskısını kaldırmak.

SOYLU: PKK 40 yıllık terör örgütü. Mücadele edeceksiniz. Gündüz devlette, gece PKK'da. O nesil yaşıyor hala. İlk zamanlarda bize 'tekrar eski çözüm hadisesine' döner misiniz diye korkuyorlardı. Şimdi rahatlar. Devlet burada teröre müsaade etmeyecek diye düşünüyorlar.

ATEŞ: Sayın Cumhurbaşkanı anlaşılmaz dediniz...

SOYLU: Anlaşılmaz demedim bazen biz de anlayamıyoruz dedim. Ben bu terör olayını 2,5 yıldır görüyorum. Tayyip Erdoğan kaç yıldır görüyor? Her konuda kendine ait bir tecrübesi var. Uluslararası tecrübesi var. Bu meselenin böyle olsun dediğimizde biz reaksiyon gösteriyoruz. Sonra o maliyetleri tekrar ödemeye başlıyoruz.

"DÜNYADA BİR YÖNSÜZLÜK VAR VE BU BİZİM İÇİN ALTIN FIRSAT"

ATEŞ: Kayyumu ilk söylediğinizde reaksiyon gösterdiniz mi?

SOYLU: Ben göstermedim.

ÖVÜR: PKK aynı zamanda Irak, Suriye üzerinden de problem. Gelecekte Türkiye ne ile karşılaşacak?

SOYLU: Temel problem yeni dünya. Biz NATO'dan geldik. Zannettik ki bir tek Amerika egemen olacak. Bir yönsüzlük var dünyada. Çin bir tarafta, Japonya bir tarafta, Avrupa bir tarafta. AB'yi çok kutsadık hepimiz. İngiltere ben çıkıyorum dedi. Avrupa terörle ilgili bir kuyunun içerisine düşmeye devam ediyor. Önümüzdeki süreçte ne olacağını kimse bilmiyor ve herkes birbirini idare ediyor. Tam bizim kendimizi geliştirebilecek bir dönem. Bu yönsüzlük bize yarar. Bizim için altın fırsat bu. Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya'yı etkilemeye çalışıyorlar. Ama biz de işin içindeyiz. İçişleri Bakanı olarak randevu versem üç günde bir bir İçişleri Bakanına randevu vermek  zorunda kalacağım.

ATEŞ: Terörle mücadele tecrübeniz için mi?

SOYLU: Evet o da var. Bütün etrafımızdaki ülkelerle çok iyi ilişkiler içindeyiz. Aramızda limoni olduklarımızda dahil buna. Şu anda 100 ülkeye know how veriyoruz.

"KANDİL BİZİM İÇİN HAPTIR, SADECE ZAMANI VAR"

ÇETİN: PKK'nın Suriye ve Irak'ta yer alması bizi ileride nasıl bir tablo ile karşılaştırır

SOYLU: Türkiye tek ayaklı bir dış politika ortaya koymuyor. Dengesini iyi kuruyor, geleceğe ait iyi bir yatırım ortaya koyuyor. Amerika ve diğer paydaşların hemen hepsinin etrafındaki coğrafyada varolan sebepler. Enerjiden, ucuz insana kadar kendine ait politikası var. Bunu yok göremeyiz. Biz bilek güreşinin içerisindeyiz. Biz had bildirilen bir ülkeydik. Hadi girseydin Afrin'e. Afrin'e girdik. Şimdi Kandil meselesi. Zamanlaması bizim için önemli. Yakın zamanda bunu göreceksiniz. Ne zaman geleceğimizi niçin söyleyeyim. Türkiye küresel siyaset dengeleri açısından orayı aştı. Biz bir ara geliyoruz dediğimizde kaçtılar. Kandil bizim için haptır. Sadece zamanı var. Orada çocukları yazıyorlar. Orada bir PKK kadrosu var. O bizim işimiz.

HÖKENEK: Çok büyük operasyonlar gerçekleşiyor. Bugün İstanbul Emniyet ve Jandarma operasyonu var. 210 muvazzaf asker hakkında gözaltı kararı verildi. Bu çok ürkütücü bir şey. FETÖ ile mücadelede gelişmeleri anlatır mısınız?

SOYLU: Ne yaptığımızı hangi hızla yaptığımızı biliyoruz. FETÖ'nün Türkiye'deki hareket kabiliyetini engellemek, çeperi ve uzak noktalarındaki kabiliyetini engellemek konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Teknolojilerimiz ve istihbari kabiliyetimiz gelişiyor. Genelkurmay, Milli Savunma, MİT, İçişleri, Jandarma bütünüz. Bizim arkadaşlarımız hakikaten koşarak Genelkurmay istihbaratına gidiyorlar. Kimse kimseyi sorgulamıyor. Arkasından dolanmıyor. Türkiye'nin önümüzdeki 4,5 yıl içerisinde kullanacağı en büyük avantaj budur. Bugün FETÖ'yü sökmemizin de, bir taraftan 15 Temmuz gecesi aldıklarımız, ByLock üzerinden çözülenler, onların sivil toplum örgütleri ve diğer noktalarda çözdüklerimiz. Ankesörlü telefondan, gaygubet evlerinden, sınavlardan çözdüklerimiz, artı çözdüklerimizden çözdüklerimiz, mahrem operasyondan çözdüklerimiz. Bunu net söylüyorum FETÖ hem terör hem de istihbari bir örgüttü.

"TSK, JANDARMA, POLİS BURALARDA ADAMCILIK, ACIMA YAPAMAYIZ"

Amerika daha ne kullanacak bakalım. Kullanacak atacaktır FETÖ'yü. Türkiye içerisinde hareket kabiliyeti bitmiştir.Bu Türkiye içerisinde varlıkları bittikleri anlama gelmez. Dünyada koruyucuları hala var. Türkiye güçlü olması lazım. Güçlü olmazsa aslanı çakala boğdururlar. Bu konuda ne yaptığımızı biliyoruz. Hedeflerimiz çok net. Arkadaşlarımız hakikaten çok özenli ve gelecek nesillerimizin başına bir daha böyle bela gelmemesi için büyük gayretle çalışıyor. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı birbirine yapışık ikiz gibi çalışıyorlar. Şu anda istikamet netliği var. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı açık ve net. İşimiz çok. Dışişleri Bakanlığı'nın da işi çok. MİT'in de işi çok. Herkes gayret gösteriyor. Türkiye'nin gücünü, itibarını, güzel diyalogları kullanarak yürüyoruz.

ÖVÜR: İçeride FETÖ'ye karşı kurumlarda temizlik oldu? Yurtdışında güvenlik ateşeleri, çok tartışılan büyükelçiliklerde, ticari ilişkilerdeki temizlik durumu ne?

YILMAN: Çok değerli bir isim diyor ki, mülki idaredeki ihraç oranının adliyede ve askeri baz alındığında oran olarak çok düşük kaldığını soruyorlar.

SOYLU: Mülki idarenin içinde yüzde 50'nin üzerinde tavsiye var. Kaymakam yetiştiremiyorum. Mülki idare 2 bin 500 civarında. Bunun yüzde 40'ı gitti. En acımasız bir tavır burada gösterildi. Mülki idarede insanlar birbirini tanıyabilirler. Adalet Bakanlığı'nda seçim oldu. Herkes kendi fotoğrafını ortaya koydu. Orada iyi bilindiği için ortaya konuldu. Burada özellikle eskilerden kimse kalmamıştır. Yenilerden önemli ölçüde mahremlerle yakaladık, başka türlü soruşurmalarla yakaladık. Gün geçtikçe bunu devam ettiriyoruz. Adalet, TSK, polis, jandarma, burada adamcılık acıma yapamayız. Eline silah ve yetki verdiğin adamın yarın bu ülkenin başına felaket getirmeye izin vermeyiz.

"BUGÜNKÜ İTTİFAKIN TEMELLERİ ASLINDA 1991'DE ATILDI"

HÖKENEK: Siyasi iklimi doğru okumak lazım diyorsunuz. Hem seçim güvenliği hem siyaset iklimi açısından seçimle ilgili nasıl bir dönemi geride bıraktık.

SOYLU: Herkesin kartını açık oynadığı bir seçimi geride bıraktık. İlk kez perdenin arkasında, önünde oyunların oynanmadığı bir seçim oldu. Türkiye 1991'den itibaren bir siyasi iklimde. Türkiye'de bir siyasi ittifak oldu 1991'de. Refah Partisi ile MHP arasında ittifak oldu. Daha sonra Islahatçı Demokrasi Parti de katıldı. Türkiye şu anda o gün oluşan ittifakın gelişmiş bir versiyonuyla beraber gidiyor. Aslında o gün atıldı o temeller. O ittifak 18 civarında bir oy aldı 1991'de. O ittifak 28 Şubat sonrasında ayrı ayrı baktığımızda yaklaşık 35 puana geldi. Zaten 10-11 civarındaydı. Türkiye kendine orada yeni bir patika buldu. Tayyip Erdoğan biraz daha geliştirerek Türkiye'nin iktidarında bunu yapabileceğini millete kabul ettirerek, onu bugün o dalganın üzerinden Türkiye'ye tam da beklediği, hayal ettiği bir şeydi. 2010 referandumunda Türkiye üç blok oldu. O seçim 52, 40 ve 8 bitti. PKK yine seçimi boykot yaptı. HDP yapmak zorunda kaldı. Üç ana gövde oluştu. Bir 'evet' bir 'hayır', bir de boykot. Türkiye o günde beri iki bloklu siyasete doğru gitti. CHP bunu önce anlayamadı. Sonra anladı. Kutuplaşma dedi, doğru bir terim değildi. Bir şeyi farketti kendisi de. Bugün HDP'ye mecburiyetinin de temel sebebi o. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine karar vermesiyle anladı. Doğal bir ittifak ortaya çıktı ve bunun üzerine farklı ittifaklar ortaya çıktı. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan'ı yüzde 50'nin üzerine  taşıyan güç MHP'nin oylarıydı. HDP şöyle bir şey söyledi, 'Biz bu turda vermeyeceğiz ama ikinci turda vereceğiz' dedi. MHP 'ben seçilecek Cumhurbaşkanını HDP'ye mahkum etmeyeyim' dedi ve ona yeterince oy verdi. Blok siyaseti bize bir sürpriz daha çıkardı. Biz genel seçimlerde bunun devam edebileceğini düşünürken yerel seçimlerde de önümüze bir tablo ortaya koydu. İYİ Parti birkaç yerde aday çıkarttı, HDP aday çıkartmadı. Aynısı Saadet Partisi için geçerli. İki ayrı blok sağlıklı bir demokrasi işaretidir.

"HERKESİN KATKI KOYDUĞU BİR TÜRKİYE TABLOSUNU İSTİYORUZ"

HÖKENEK: Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye İttifakı'ndan bahsediyor. Türkiye İttifakı'nı nasıl okumalıyız biz?

YILMAN: Cumhurbaşkanımızın Türkiye İttifakı'yla ilgili konuşmasını Memur-Sen'de yapmıştı. Şöyle bir cümle kullandı, 'Türkiye'nin bekası, vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği her türlü şeyin üzerindedir. Dönem kızgın demiri soğutma dönemidir. 82 milyon Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz'. Ben sayın Cumhurbaşkanının kapattığını düşündüm ben. İstanbul tartışmalarını kapattığını düşündüm. Siz ne anladınız?

SOYLU: Bu bloklaşma sağlıklı bir bloklaşmadır. Türkiye'nin enerjisini küçük mücadelelere ayırmayıp, herkesin sorumluluğunu büyük siyasi alana taşıdığı bloklaşmadır. Saadet CHP ile beraber oldu, bu onun tercihidir. HDP'yle ittifak Türkiye'nin tarihine uymuyordu. Bizim tercihimiz MHP ittifakı millete rağmen değildir. Bu seçim bana göre bunu tam anlamıyla oturttu. Oturmayan bölüm daha var. Onu da önümüzdeki seçimlerde Türkiye onu da oturtacak. O da ortak siyasi söylem gelişecek. Bu hem demokrasiyi bir noktaya getirecek. Birbirini uzlaşma noktasına doğru yaklaşacaklar. Biz seçimin içerisinde olduğumuz halet-i ruhiyeyle götürecek noktada değiliz. Biz iktidarız. Türkiye'nin önemli meseleleri var. Ekonomi, S-400 denilen usulararası ölçekte önemli meselelerimiz var. Siyasi olarak ittifakımız Meclis'in içinde ittifakımızı elbette devam ettireceğiz. Siyasal olarak herkesin katkı koymaya çalıştığı bir Türkiye tablosunu istemek durumundayız.

"BU TARTIŞMA İSTANBUL SEÇMENİNİN ÜZERİNDE HER DAİM OLACAK"

ATEŞ: AK Parti içinde Başbakanlık yapmış kişilerin yeni parti kuracağı iddiaları var. Ne diyorsunuz?

SOYLU: Ben Refah Partisi'nde siyaset yapmadım, AK Parti'de siyasete başlamadım. Bunlar sonuç alacak işler değil, herkes kendi işine baksın.

ÖVÜR: Türkiye İttifakı diyelim ki ekonomiden dış politikaya kadar muhalefetteki partilerin desteğini alma siyaseti midir? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adım atması mı gerekiyor? Devlet Bey de soru işaretleri vardı? Ana aks siyasette bir ortaklığı mı öngörüyor?

SOYLU: Tayyip Erdoğan bir felsefe ortaya koyuyor. Türkiye'nin geleceğiyle ilgili. Herkes 4,5 yıl işine gücüne bakacak.

YILMAN: Seçimleri bitirdik derken İstanbul'da...

SOYLU: Sayın Cumhurbaşkanının bununla ilgili olumlu veya olumsuz ihsasta bulunması bile yanlış bir noktaya gider. YSK durumu değerlendirecek ve ortaya koyacak. Bu kadar net.

ÇETİN: İstanbul seçimleri iptal olursa, yeniden seçim süreci başlayacak. Kürt seçmen oldukça belirleyici bir rol üstlendi. Kürt seçmenleriyle ilgili nasıl bir strateji ortaya koyacaksınız. Tabii ki seçim yenilenirse..

SOYLU: İstanbul seçimleri çok tartışmalı bir seçim oldu. Yıllardan beri seçim takip ediyoruz. Bu seçimin içerisinde bulunduğu şartlar ve sonucu YSK'nın vereceği kararla bağlı değildir. Bu tartışma İstanbul seçmenin üzerinde her daim olacaktır. YSK seçimi iptal etsin veya iptal edilmemesine karar versin. AK Parti'nin siyasi hayatına başladığından itibaren CHP bilgisayarla olmak üzere her türlü mahiplasyonu ortaya koydular. Emrehan Halıcı vardı, 'böyle bir şey yoktur' dedi. Her seçim sonrası CHP yenilmişliğine bir bahane bulmak için 'AK Parti hile yaptı' anlayışından bugünlere geldik. AK Parti'nin Türkiye'ye getirdiği seçim sistemi dünyanın hiçbir yerinde olmayacak kadar sağlam bir seçim sistemdir. Herkesin herşeyi gördüğü bir seçim sistemidir. Ben sandık kurulu başkanlığı yaptım. Seçim kurulu üyeliği de yaptım. Partinin gözetmenliğini de yaptım. Seçim kurullarıyla YSK'nın verdiği kararlarla il başkanlığıma kongre yaptım. Kendi adıma tecrübem şu. AK Parti son sistemle beraber Türkiye'de seçimlerde yanlış yapılsa dahi anlaşılmasını sağlayabilecek bir süreç ortaya koydu.

"ASIL SEÇİM HİLESİ BURADA! VE BİZ BU HİLEYİ YEMİŞİZ"

Oy kullandırılırken yönlendirme yapılabilir. Size üç pusula yerine iki pusula verir. Seçmenin yüzde 25-30'u bunu farketmeden, siz de bilirsiniz ki ben her seçimde yanlış basmayayım diye heyecanlanırım. İnsanın giyimine, kuşamına, eğer o mahalledeysen görüşüne göre yapabilirsin. İlçe belediyelerinde bir şey yapamayacağın için büyükşehir pusulasanı vermiyorsun. Herkes sandık kurulu başkanına itibar eder. İkincisi, sandıklar açıldı, oylar tasnif edilirken burada hileler yapılabilir. Bu herkesin gözü önünde olabilir. Üç, oy okunurken çetele tutulur. İki kişi oturur, kontrollü olsun diye her partiye çizik atar. Kutuları işaretler. Diyelim ki AK Parti 200 aldı, CHP 120 aldı vs. Bu buradan sandık sonuç tutanağına geçer. Hile burada. Bu hileyi biz yemişiz. AK Parti'nin 200 oyunu Vatan Partisi'ne yazmış, Vatan Partisi'nin 1 oyunu AK Parti'ye yazmış. Bu benim için bir ilk. İstanbul'un genelinde 2-3 sandıkta olur ama 250 sandıkta olmaz. AK Parti'ye 5,5 giderse CHP'ye 4,5 gider. Burada bir organize iş sözkonusu olduğu belli. Bunlar seçim kurulunda birleştirme tutanakları yapılır oradan da YSK'ya gider. Bize sandık sonuç tutanaklarıyla çeteleleri karşılaştırdığımızda baktık ki problemler var. Baktık ki çetelelerde adam hileyi yapmış. Bir de ilçe seçim kurulunda birleştirme tutanakları var. Oradan YSK'nın hattına giriyorsun, orada da hatalar var. Özellikle CHP'liler demişler ki, 'Arkadaşlar hile hatları bunlardır, bunlarda saflığı gördüğünüz an bunu yapın'. Buna çalışmışlar. Bu seçim öncesi Oy ve Ötesi neredeydi? Bunu duydunuz mu? Bu seçim önemsiz bir seçim miydi? Halkevleri gibi organizasyonlar bu seçimde sandık çağrısı niye yapmadılar? Son 1 haftada sonuçlar gelmeye başladı.

"BİZ BUNA HUKUK VE SİYASİ LİTERATÜRDE TAM KANUNSUZLUK DERİZ"

298 sayılı kanunda çok net, seçim sistematik bir hukuktur. İlçe seçim kurulu hakimleri seçimleri ne kadar bilirler.Seçim hukuku teknik bir şeydir. Peki seçimi kim yürütür? Seçim kurulu müdürleri yürütür. Bu arada ne olmuş? 2017'deki kanun çıktı. Oradaki seçmenin sandık iradesini seçimin sonucuna yönelik değiştirmeleriydi. Buradaki sandık kurulları başkanlarını kamu görevlileri yapalım denmiş. Bunu mülki irade amirlerinin o ilçede yaşayan kamu  görevlilerine yönelik yapmak zorundasın demiş. Hiç esneklik yok. Bunu yaptıktan sonra demiş ki, hakime de inisiyatif bırakmamış. Hamile olur, engelli olur, ameliyat edilmiş olur. Bunlar gelirse çıkaracaksın diğerlerini ad çekme suretiyle yapacaksın ama kamu görevlisi olacak. İstanbul'da 6 bini aşkın sandık başkanı dışarıdan.Biz buna hukuk literatüründe de siyasi literatürde de tam kanunsuzluk  deriz. Zabıta olamaz, var. İki askeriyedeki sivil memurlar olamaz. Dışarıdan SSK'lı çalışan olamaz, var. Belediyeki işçi sandık başında bulunamaz, var. Kamu görevlisi sıfatında olamaz. Bankalardakiler olamaz. Tam kanunsuzluk halini nitelendirmek için bunu anlatmaya çalışıyorum. Bunun bir kaçak olmadığını, sehven yapılmadığı çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. YSK iptal eder etmez. Özellikle burada tam kanunsuzluk hali var ve bunun sirayet ettiği durumlar sözkonusu. İstanbul'daki sandıkların yüzde 10'u açıldı. Yüzde 90'ı açılmış olsaydı. Yüzde 10'da 29 binden 13 bine düşüyorsunuz. Açılan oylarda anlaşılıyor ki, yukarıdan aşağıya haksızlık hep AK Parti'ye yapılmış durumda.

"İLK DEFA AÇIKLIYORUM İKİ TANE MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRDİM"

Bu tartışmalar 5 yıl böyle gidecek. İstanbul Belediye Başkanlığı YSK iptal etti.Bir yönetim kurulu üyeliğinde üyeliği bulunduğu için iptal etti. Demirel Başbakandı. Son Yalova, Ağrı seçimlerini iptal etti. Kısıtlılar var. Aynı zamanda Büyükçekmece meselesi var. Bir başka mesele var kaçaklar. Böyle kaç kişi olabilir Türkiye'de.

ATEŞ: İsim toplumsal bir infiale vermemek için mi açıklanmadı?

HÖKENEK: Küçük çocuklarımıza istismar en temel meselelerimizden biri. Polis alımlarıyla ilgili binlerce mesajlar geldi sosyal medyadan.

SOYLU: Bunun kendine ait birçok toplumsal sebepleri var. Söylemekten imtina ettiğim sebepleri var. Sadece dışarıya yönelik değil. Bu hakikaten kendi kendimize söylediğimiz zaman da utanacağımız meseleler de sözkonusu. Bunu hepimiz biliyoruz. Bunun çok daha kamuoyunda yansımamızın temel sebebi eğitim seviyemiz, iletişim ve insanımızın özgüveni yükseliyor. Bunu içine atma, kapatma, halının altına süpürme. Bana bir hafta önce telefon geldi. Hapishaneden birisi kaçmış kıza tecavüz etmiş. Bu toplumun ahlaksız olduğu anlamına gelmez. Bunlar dünya ölçeğinde de olabilen işler. Kadına şiddette biz 19. sıradayız. Almanya, Kanada bizden daha üsteler. Türkiye'de sapla saman karışıyor. Bu toplumsal bir konu, siyasal değil. Mesela Küçükçekmece siyasallaştırmaya çalışıyor. İmamoğlu kalktı giti, oradaki aile bireyin biriyle fotoğraf çektirdi. Dünyada tek kural vardır, aile ifşa edilmez. Bizim bu konuda özellikle sosyal medya konusunda hepinize, hepimize iş düşüyor. Küçükçekmece'de bir avukat yazıyor. 5 yaşındaki çocuk baygın tecavüze uğramış bulunuyor. Kişilerin karakolda ifadesi alınıyor. Çocuğun öldüğünü söylüyor, sosyal medyeda büyük bir infial ortaya koyuyor.

YILMAN: Rabia Naz meselesi.

SOYLU: Babasıyla kaç defa görüştüm. Birisi bana dedi ki, orada hatırlı bir kişi sayesinde bu çocuk öldü. Bu çocuğun ölümünü sizin emniyet teşkilatı dahil olmak üzere işbirliği yaparak o çocuğun ölümünü düşme olarak gösterildi. Ben müfettiş görevlendirdim. Hem mülkiye hem de polis müfettişi. Bunu ilk kez söylüyorum kamuoyunda. Defalarca gittiler. Vallahi bir şey bulamadık. Eğer öyle bir şey olsaydı hemen görevden alacaktım. Ortada adli tıp da dahil olmak üzere böyle bir şey bulamadık. Bulsak amenna ve saddakna!

ATEŞ: Polis Özel Harekat için alım yapılacak mı? Puan düşürülecek mi?

SOYLU: 25 bin özel harekat personelimiz var. Biraz kadın alabiliriz. Onun dışında Polis  Özel Harekat alımını, polis diye girenler, polis alacağız. Biz bundan sonra polislikten özel harekat alma konusunda bir irade koymayı düşünüyoruz.

 

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Gebzespor’da kritik zirve!
Gebzespor’da kritik zirve!
Recep Tayyip Erdoğan: “Sözler tutulmazsa harekat devam edecek
Recep Tayyip Erdoğan: “Sözler tutulmazsa harekat devam edecek