Emlak sektörünün Kraliçesi Evrim...

Emlak sektörünün Kraliçesi Evrim Kırmızıtaş Başaran

Jeofizik Mühendisi olmasına rağmen gayrimenkul sektörüne yönelen Evrim Kırmızıtaş Başaran, 9 yılda sağladığı başarılarla sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın da gayrimenkul sektöründeki tanınan ismi oldu. Aldığı ödüler ve sağladığı başarılar onu ‘sektörün kraliçesi’ konumuna taşıdı.

Emlak sektörünün Kraliçesi Evrim Kırmızıtaş Başaran

Jeofizik Mühendisi olmasına rağmen gayrimenkul sektörüne yönelen Evrim Kırmızıtaş Başaran, 9 yılda sağladığı başarılarla sadece Türkiye’nin değil, Dünya’nın da gayrimenkul sektöründeki tanınan ismi oldu. Aldığı ödüler ve sağladığı başarılar onu ‘sektörün kraliçesi’ konumuna taşıdı.

Emlak sektörünün Kraliçesi Evrim Kırmızıtaş Başaran
09 Ekim 2018 - 10:10

Gebze’nin köklü ailelerinden Başaran ailesinin gelini olan Evrim Kırmızıtaş Başaran’ın İstanbul’daki ofisine misafir olduk. İş ve aile yaşamı üzerine uzun uzun sohbet ettiğimiz Kırmızıtaş, başarılarla dolu iş hayatı ve ailesine dair bilinmeyenleri anlattı. Tam bir işkolik olarak tanımlayabileceğimiz Kırmızıtaş ile ilgili tüm merak ettikleriniz bu röportajda…   
 
Evrim Kırmızıtaş Başaran kimdir?
1977 Gölcük doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik bölümünü bitirdim.  Lisanslı olarak Kocaelispor’da profesyonel voleybol oynadım. Evli ve 3 çocuk annesiyim. Kızım İlke 16, oğlum Ağahan 3,5 ve en küçük kızım Begümhan ise 2,5 yaşında. Son 9 yıldır RE/MAX’ta gayrimenkul danışmanlığı yapıyorum. 2016 yılında, tüm gayrimenkul danışmanları arasında ticari ve konut gayrimenkul satışlarında Türkiye ciro şampiyonu; (Amerika ve Kanada hariç) dünya ciro şampiyonuyum. Çocukluk ve öğrencilik yıllarım başarılı ve mutlu geçti. Okul hayatım boyunca sınıfımın ve okulumun hep en başarılı öğrencileri arasında yer aldım.



RE/MAX’a başlamayı nasıl karar verdiniz?
Jeofizik mühendisliğini bitirdim evet ama mesleğimi hiç yapmadım. Çeşitli şirket ve holdinglerde üst düzey yönetici pozisyonlarında görev aldım. 9 yıl önce kendi işimin sahibi olmaya karar verdim ve gayrimenkul sektörüne adım attım. RE/MAX’tan önce çalıştığım şirketlerde masa başı işlerin bana göre olmadığını gördüm. Yani hep sürekli kapalı alanda kapalı kalmak ve sabah 8 akşam 5 memur hayatı gibi monoton bir hayatı sürdürmek taraftarı değildim. Çünkü ne kadar üretirseniz üretin ne kadar çok çalışırsanız çalışın aynı maaşı alıyorsunuz. En fazla çift ikramiye alabilirsiniz. ‘Bu benim hayallerim değil’ dedim ucu açık bir noktada olayım evet, serbest çalışmalıyım ama ne çalışmam gerektiğini ben bilmeliyim ve sorumluluk da bende olması gerekir dedim ve RE/MAX’ta çalışmaya karar verdim. Kendimi çok geliştirerek sayısız sertifika ve ödül aldım. Kendimi çok geliştirmem gerektiğini biliyordum ve bu alanda almam gereken tüm eğitimleri aldım.



ATEŞTEN GÖMLEK GİYİYORUM
Ben özel projelere imzamı atıyorum. Yeri geliyor yüzlerce sayfa fizibilite çalışması yapıyorum ve pazarladığım yerin neden orası olması gerektiğine dair matematiksel analizler sunarak karşımdakini şaşırtıyorum. Çünkü bu zamana kadar hiçbir şekilde benim çalışma stilimle kimse müşterisinin karşısına çıkmamış. Aslında ateşten gömlek giyiyorum. Müşterim bana ‘10 milyon dolarım var bunu en iyi nasıl değerlendirebilirim’ diyor. Neden, çünkü müşteri size güveniyor ve sorumluluk veriyor. İş böyle olunca hayali işlerden asıl olması gereken işlere yöneliyorsunuz.



Bu kadar iş yoğunluğunuzda ailenize zaman ayırabiliyor musunuz?
Benim bu sektörde çok gururlandığım anlarım oldu. Mesela bu sektör sayesinde çok kıymetli eşim ile evlendim. 2 çocuk yaptım. Çocuklarımı Amerika’da doğurdum. Amerika’da olduğum süre içerisinde yatırım yapmak için beni bekleyen müşterilerim oldu. O dönemde de işe dönmem gerektiğinin farkındaydım ve döndüğümde işime odaklanarak nokta atışları yaptım. Her aldığım işi bitirdim. Çünkü aileme karşı sorumluluklarım vardı. Zamanı boşa geçirmemem gerekiyordu. Yüzde 100 kontrollü bir anne olmanız mümkün olmuyor. Evet, her şeyi harfiyen yapıyorum, iş hayatında 1 numarayım, evlilik hayatında 1 numarayım, arkadaşlıkta 1 numarayım demekle olmuyor. Mutlaka bir şeyler eksik kalabiliyor. Dolayısıyla önemli olan dengeleri kurmaktır. Çocuklarım ile Amerika’dan geldiğim sene yani 2016 yılında geçmiş cirolarımın en yükseğini yaparak şirketim bünyesinde dünya birincisi oldum. Bu benim için paha biçilemez bir mutluluk oldu. 2018 yılında da yaşam boyu başarı ödülüne layık görüldüm. Bunlar tesadüf değil tabi ki. Her şeyin bir bedeli var. Ben bu bedeli çok çalışarak ödediğimi düşünüyorum. Böyle başarılardan sonra kendi kendime doğru yolda olduğuma karar verdim ve bu yolda daha emin adımlarla yürümeye tam gaz devam dedim.
 
Başarınızın altında yatan temeller nelerdir?
Mutlu ve huzurlu bir aile hayatı gerçekten de başarılı olmaya yeterlidir. Sektörümüz güvensiz bir noktada. Bundan dolayı benim iletişim kabiliyetim çok yüksek, samimiyimdir, doğru ve her zaman dürüstümdür. Müşteri memnuniyeti hep yüksek tutmaya çalışırım, güvenilir bir kişiliğim var ve müşterilerime değer veririm. Ayrıca müşterime uygun olan gayrimenkulü öneririm. Yani bana gelen bir müşteri villa istiyorsa portföyümde olan onlarca villayı müşterime sunmam. İyi bir analizciyimdir. Müşterimi dinler ve ona uygun olan villayı pazarlarım. Çalışma prensiplerim var. Ben konuşarak, sorular sorarak ve dinleyerek müşterimin neye ihtiyacı olduğunu analiz edebiliyorum. Özel yeteneklerim yok. Sadece işime özen gösteriyorum.  


 
Başarılı bir iş kadınısınız ve annesiniz aynı anda bu dengeyi nasıl koruyorsunuz?
Hassas dengeleri korumaya çalışıyorum. Kaliteli zaman harcamaya çalışıyorum. Kaliteli zamandan kastım evimde çocuklarımla sevgimi paylaşıyorum. Onarla çocuk olup oyunlar oynuyorum. Eşimle de sürekli seyahat ediyorum. Biz seyahat etmeyi çok seviyoruz. Dört dörtlük bir hayat asla olamaz ama önemli olan bardağın dolu tarafını görmek. İnsan her zaman kendi aklını ve mantığını kullanmalı. Ben gerçek bir işkoliğim. Çalıştım mı çok güzel çalışırım. Ama gezdim mi de çok güzel gezerim. Yani insanlar çalışırken başka bir şeyle ilgilenmemeli, iş hayatının dışında kendisi ile alakalı bir şey yapıyorsa da işini karıştırmamalıdır.
 
Kadının iş hayatında ki önemi nedir sizce?
Sektörüm ve camiamda rol model olduğum için açıkçası çok mutluyum. Birçok kez yılın başarılı kadını, girişimci kadını seçildim. Ama biliyorsunuz ülkemizde çalışan kadın sayısı çok az. Ben bu konuda mazeret üreten kadınları sevmiyorum. Evlendim çalışmama gerek yok gibi düşünceler doğru değil. Bence üretmek insanın ruhunu besliyor. Ben bir şeyleri başarmayı ve sonuçlandırmayı seviyorum. Benim için esas konu para olsaydı, ben bu kadar başarılı olamazdım. Başarılı bir şekilde sonuca gidilirse zaten peşinden para geliyor. Ben her platformda bayan arkadaşlarıma temas ederek iş hayatında yapılması gerekenleri söylüyorum. Bu konuda ne kadar çok bayan arkadaşıma temas edersem ve elinden tutarsam sayımızın daha çok artacağına inanıyorum. Çünkü kendilerine ait kazançları olursa özgüvenleri daha çok olacak ve hayata daha sıkı sarılacaklardır. Ben kadınları her zaman aklı çok çalışan, kafası zehir zemberek insanlar olarak görüyorum.
 
 
Şimdiye kadar aldığınız ödüllerden bahsetmek ister misiniz?
Şükürler olsun sayısız ödüllerim var. Hatta benim RE/MAX sayfasına girdiğiniz zaman uluslararası ödüllerin bir kısmı diye bir başlık attım, birde Türkiye’deki ödüllerimin bir kısmı diye attım. Oradan görebilirsiniz. Yaşam boyu başarı ödülü 7 yıldır sistemde olan ve minimum 3 milyon dolar üzeri hizmet bedeli kazanan danışmanlara verilen kıymetli bir ödül. Ben bu ödülü Türkiye’de ilk ve tek alan danışmanım. Bundan dolayı çok mutlu ve gururluyum. Bu ödülden sonra bana Amerika’dan uluslararası bir üyelik ödülü geldi. Yani ülkeler arası bir emlak işi olduğu takdirde biz Evrim Kırmızıtaş’ı tanırız dediler. Dolasıyla ben bu konuda inanılmaz mutlu oldum. Baktığınız zamanda senede 2-3 milyon TL kazanan bir kadın oluyorum.


Sektörünüzle ilgili Türkiye ile Avrupa’yı kıyaslarsak neler söylersiniz?
Mesela Avrupa’da sahibinden satılık yazmaz. Sizin dişiniz ağrıdığında dişçiye gidersiniz ve ya avukatlık bir işiniz varsa avukata gidersiniz. Bizde ise herkes emlakçı. Böyle olmaması gerekiyor. Çünkü böyle olunca dolandırıcılık çok oluyor. Ve insanlar mağdur oluyor. Güvenilir hareket etmek gerekiyor. Avrupa da bu meslek itibar görüyor. Çünkü emlak işini sadece emlakçılar yapıyor. İş hukuku çok farklıdır. Çok ağır kontratlar var. Ben bunların hepsine hâkimim.

Son olarak neler söylemek istersiniz?
Bütün kadınlar sahada olmalıdır. Evden çıkmasa bile evde yapabileceği işleri yapmalıdır. Bunun sebebi kendini faydalı bir birey olarak hissetmesini sağlar.
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • ihsan eceoğlu
    2 ay önce
    Evrim han.mrb.ben eşime iki ad.gayrimenkul satarak 3 ay sonra Ataköyden site içerisinde 2 200.000 tl.değerinde,birazda bankadan kredi alarak bir daire aldım..içinde kıracı ile konuşmamızı emlakcım..satın aldıktan sonra konuşuruz diye bana mesafe koydu..sonrada ,bana sordunmu da aldınız diye hakaretlerde bulundu..3 senelik bir kontratı var..şu anda 4.000. tl.veriyordu..yeni 4.500 tl.yaptı..kirayı zamanında ödüyor..sitede oturanlsa genelde 7.500 ila 8.500 tl ödüyorlar..sahibim com da da..öyle kiralık i***lar var zaten..aslında çıktığım yeri evlenecek kızıma verecektim..noterden 2 ihtar çekmeme rağmen..kulakları malesef duymuyor..şimdi size soruyorum..bu devirde..kiramı çok önemli..yoksa tapumu..sorarım size..battım..fa*** fi*** hikayelerle lüks sitede oturma..a*** kişiye eza çektirmek,benim gibi mağdur o*** mal sahiplerine hak mıdır..böyle olursa kimse...ama kimse 2.el daire alırmı..iyi günler..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ellibeş, Kızılcahamam kampına katıldı
Ellibeş, Kızılcahamam kampına katıldı
YKS’nin detayları belli oldu!
YKS’nin detayları belli oldu!