Bugun...
Reklam
Reklam
Gebze’nin Nihat Doğan’ı Uğur Saray!


Enes Malkoç
enesmalkoc@mail.com
 
 

15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra hayatının her dönemini fırsatçılık için kullananlar, böyle manevi değeri yüksek bir süreci dahi pervasızca kullanabiliyorlar.


Hem de ne kullanma…

Madalyonun görünen yüzünde; savaş boyalarını sürüp kahramanlık naraları atarken, kendini bu işe baş koymuş olarak göstermeleri gerçekleri bilenler tarafından şaşkınlıkla izleniyor.

Mesela ülke olarak Nihat Doğan gibi bir milli felaketimiz var. Bu zat kendine göre; sosyologlara, siyasilere, spor adamlarına, edebiyatçılara, mimarlara, doktorlara, manavlara, kasaplara vs ne kadar meslek gurubu varsa alayına taş çıkartır. Aslında hiçbir halt bilmeyen bu zat, kendi gibi bilmeyenleri de şaşılacak şekilde yanlış yönlendirebiliyor.

 

Milli felaketimiz Nihat Doğan’nın çakma FETÖ avcılığını daha sonra detaylı olarak değineceğim, lakin bugün konumuz yerel felaketimiz Uğur Saray…

Gebze’de yerel bir gazetenin sahibi olan bu zat, almış eline bir sopa kılıç olduğunu iddia ediyor. Kurtlanmış ve iki ucu pislik olan bu sopayı gören bazıları da “hey maşallah böyle kılıç sallayan adam bulunmaz, vallahi helal olsun” deyip alkış tutuyor.

Durumu görebilenler, anlayabilenler şaşkın ama sessiz. Kimsede çıkıp “ne diyor ulan bu” demiyor.
 

Top havuzuna bırakılmış çocuk gibi; kendine bir dünya kurmuş hopluyor da hopluyor.  Yok efendim bu FETÖ’cü diyor hoppaa zıplıyor, yok efendim bunun babası FETÖ’cü diyor hoppaa zıplıyor, yok efendim FETÖ’cünün kralı karşıdan geliyor diyor hoppa topların içine dalıyor, yok efendim savcılar hakimler bir şey yapmıyorsa ben yapayım diyor hoppa topları kucaklıyor, yok efendim kendimi Recep Tayyip Erdoğan gibi yalnız hissediyorum vs vs…

Velin yok mu evladım senin?

 

Bu zatın aklındaki tilkilerden ben bahsedeyim, siz değerlendirin;

İlk etapta başta devlet olmak üzere herkesin FETÖ’cü olduğunu bildiği isimleri yazıyor da yazıyor. Buraya kadar güzel, çünkü bilmeyenlerde öğrenmiş oluyor. Lakin garip olan kısmı bundan sonra başlıyor. Bu yazdığı isimler içeri alındıktan sonra “ben dedim de alındı” havası estiriyor. Durum böyle olunca kamuoyuna “bakın yazdığım içeri alınıyor” mesajını veriyor.

Haliyle birkaç yıl öncesine kadar 2 kişiden 1’inin ilişkisi olan bu örgütte azda olsa bulunmuş kişi ya da kurumlar panik havasına giriyor. İşte tamda burada Uğur Saray denilen zat devreye giriyor. Kapıları çalıyor ve şahsı adına bana göre “haraç” kendisine göre “diyet” topluyor. Arada FETÖ ile uzun yıllar önce bağlarını kopartmış kişileri “zaman gazetesine abone yaptı” diyerek hedef haline getiriyor. Getiriyor ki, herkesi bu potaya sokabileceğini ve kendisiyle uzlaşamayanları gözünü kırpmadan vatan haini ilan edebileceğini anlatmaya çalışıyor.

 

Güvenilir kaynaklarımdan öğrendiğime göre; FETÖ/PDY Terör Örgütünün Gebze Yöneticilerinden Demokrat Gebze Gazetesi Sahibi Murat Dağdeviren’in çalıştığı firmaların kapısını çalan Uğur Saray, “FETÖ’cüye verdiniz bana da vereceksiniz” diyerek üstü açık şekilde tehditte bulunup para istiyormuş. Çok uzağa gitmenize gerek yok hali hazırda bir süre önce FETÖ’cü diye fişlediği bazı firmaların reklamlarını kullandığını, alenen bu işi yapmaya devam ettiğini biraz dikkat ederseniz görebilirsiniz.

Hatta ve hatta kendisine ait sosyal medya hesaplarında bu davayı gütmesine karşılık beklediği maddi çıkarı sağlayamadığını zaman zaman kendi ağzıyla da dile getiriyor.

 

He şimdi gelelim zurnanın son deliğine; FETÖ’cüleri temizlemeye baş koyduğunu iddia eden bu zat benim gözümde FETÖ’cünün daniskasıdır.

Nasıl mı?

FETÖ/PDY Terör Örgütü’nün adı bir dönem cemaatken yani henüz terör örgütü ilan edilmemişken, AK Parti kadrolarının en tepesinden en tabanına kadar kol kola olduğu dönemlerde cemaat adı altında bu topluluğun içerisinde olanları da yargılayacaksak, kısaca at izini it izine karıştıracaksak Uğur Saray’da FETÖ’cüdür.

 

Uğur Saray, ilk gazetesi olan Sanayi Gazetesi’nde kişiliği ile ilgili problemlerden dolayı ortağı tarafından şutlanmadan önce bende Sanayi Gazetesi’nde çalışmıştım. O dönemde Uğur Saray ile olan bir konuşmamızda bana “Kocaeli’nin en iyi reklamcısıyım, gidip reklam alamayacağım tek bir kişi bile yok” demişti. Bende haliyle takdir edip nasıl bir yöntem izlediğini de öğrenmek istemiştim.

Günlerden bir gün GOSB içerisinde faaliyet gösteren bir sanayicinin yanına giderken kendisine eşlik ettim. İlk etapta her reklamcı gibi gazetenin faydalarından ve özelliklerinden bahsetti. Fabrika sahibi, reklama sıcak bakmadığını ima eder gibi olunca Uğur Saray gizli silahını çıkarttı ve “sizi bir gün sohbetlerimize bekleriz, işadamlarının olduğu çok güzel sohbet grubumuz var” dedi.

Sanayicinin, sohbet teklifini kibarca reddetmesini ve akabinde daha fazla uğraşmamak adına haftalık çıkan gazeteye ayda 2 kere reklam vermek zorunda kaldığını gözlerimle gördüm.

 

Şimdi adama sorarlar kardeşim; düne kadar cebinde 5 kuruş para yokken FETÖ/PDY Terör Örgütünü arkana alarak palazlanan sen değil misin?

Kişiliğin itibariyle ortağın tarafından Sanayi Gazetesi’nden şutlandıktan sonra oradan kazandığın parayla bugün ki gazeteni satın alan sen değil misin?

Şimdi sen kökü FETÖ’den gelen para ile aldığın gazetede FETÖ avcılığı yapacak adam mısın?

Hani sen unutmuşsundur da, ben hatırlatayım dedim…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI